Thread Rating:
  • 0 Vote(s) - 0 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hz. Ali'nin Müslüman Oluþu
#1
Hz. Ali'nin Müslüman Oluþu

[COLOR="#ff0000"]Hazret-i Hatice’nin terddütsüz îmân edip Müslüman olmasý, Resûl-i Ekrem Efendimizi son derece memnun ettiði gibi, þevkini de arttýrdý. Artýk yeryüzünde davasýný tasdik ve kabul eden biri vardý.

Peygamber Efendimizin, Ýslâma dâvet ettiði ikinci insan, yine en yakýnlarýndan biri olan Hazret-i Ali idi. O, dört beþ yaþýndan beri Efendimizin terbiyesi altýnda bulunuyordu ve o, eþsiz terbiyenin eseri olarak, akranlarýna göre feraset ve ahlâk bakýmýndan üstün bir seviyedeydi.

Birgün Resûl-i Ekrem Efendimizi Hazret-i Hatice ile namaz kýlarken gördü. Hayran hayran seyredip namaz bitince, “Nedir bu?” diye sordu.

Resûl-i Ekrem, “Ey Ali, bu Allah’ýn seçtiði, beðendiði dindir. Ben seni bir olan Allah’a îmân etmeye davet eder, insana ne faydasý, ne de zararý dokunmayan Lât ve Uzza’ya tapmaktan sakýndýrýrým” dedi.

Hz. Ali, bu teklif karþýsýnda tatlý çocuk bakýþlarýný yere dikerek bir an durakladý. Sonra þöyle dedi:

“Benim þimdiye kadar görmediðim, iþitmediðim birþey bu. Babam Ebû Talib’e danýþmadan birþey diyemem.”

Fakat, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, henüz da’vasýný açýkça ilân etme emrini almýþ deðildi. Bu sebeple Hz. Ali’yi ikaz etti:

“Ey Ali!” dedi. “Eðer söylediklerimi yaparsan yap. Yok eðer yapmayacak olursan, gördüðünü ve iþittiðini gizli tut. Kimseye birþey söyleme!”

Hazret-i Ali, bu ikaz üzerine sýrrýný muhafaza edeceðine söz verdi. O geceyi düþünerek geçirdi. Þafak aydýnlýðý ile birlikte gönlüne de aydýnlýk doðdu. Resûlullahýn huzuruna giderek, “Allah, beni yaratýrken Ebû Talib’e sormadý ki, ben de Ona ibâdet etmek için gidip kendisine danýþayým,” dedi ve Müslüman oldu.

Müslüman olan ilk çocuk þerefini kazanan Hazret-i Ali, o sýrada on yaþýnda bulunuyordu.

Tedbir, her zaman güzel bir harekettir. Ama bir davanýn yeni yeni yayýlmaya baþladýðý sýrada çok daha güzeldir. Ýþte Allah Resûlü, Hazret-i Ali’ye gördüklerini ve iþittiklerini þimdilik kimseye anlatmama ve duyurmama ikazýnda bulunmakla kâinatta da câri olan tedbir, tedric ve hikmet kanununa riâyet ederek, bizler için de bir ölçü veriyordu. Gerçekten tedbire baþvurma, zaman ve mekânýn þartlarýný gözönünde bulundurarak dâvasýný yayma Allah Resûlünün teblið hayatýnda mühim bir yer iþgal eder.

Îmân safýnda yer almada, Hazret-i Hatice ve Hazret-i Ali’yi, Resûl-i Ekremin evlatlýk edindiði Zeyd bin Hârise (r.a.) takip etti.

Müslüman olduktan sonra, Hazret-i Ali ile Hazret-i Zeyd’in, Nebiyy-i Ekrem Efendimize gönülden baðlýlýklarý yeniden tazelendi ve güç kazandý. Artýk, Efendimizden ayrýlmýyor, namaz ve ibadetlerini onunla birlikte ifâ ediyorlardý.

Hazret-i Ali, zaman zaman Resûl-i Ekremle birlikte Kâbe’ye gider, orada namaz kýlarlardý.

Afif-i Kindî, alýþ veriþ maksadýyla geldiði Mekke’de, henüz îmân etmediði bir zamanda Peygamberimiz, Hz. Hatice ve Hz. Ali’yi namaz kýlarken görmüþtü. Müslüman olduktan sonra, o hallerinden gýbta ile bahsederek þöyle demiþtir:

“Ben, o zaman imân edip de, onlarýn dördüncüsü olmayý ne kadar isterdim.”

Peygamber Efendimiz, davasýný henüz umuma açýklamamýþ olmasýna raðmen, müþrikler onlarýn Kâbe’de namaz kýlmalarýndan, yaptýklarý ibadetten farklý bir ibadet yapýlmasýndan pek hoþlanmýyorlardý. Bu sebeple bir müddet sonra, Peygamber Efendimiz, Hazret-i Ali ile, namazlarýný kýrlarda, vadilerde edâ etmeyi daha uygun buldular...
Dikenli dallar gülüne hasret...[/COLOR]
Reply




Users browsing this thread: 1 Guest(s)