Thread Rating:
  • 0 Vote(s) - 0 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Amerikalı Dostlar Sayin Recep Tayyip Erdoğan'ı Uyarıyor
#1
Henri J. Barkey adı yabancımız değil.., Morton Abramowitz de öyle..Bu CIA temelli iki ABD lobicisi,Beyaz Sarayın Ortadoğu raporteleri olarak iş görüyorlar..Henri Barkey,,Kürt ve Ermeni açılımlarında sunduğu raporlarla da tanınıyor..


Bu iki “derin” Amerikalı,son hazırladıkları raporlarında Ak Parti iktidarına “uyarı” mesaajları ilettiler!..Pentagon’un “illegal sesi” diye tanımlanabilecek bu “raportörler” Ak Parti iktidarına “Size Ortadoğu liderliği kapsamında Türkiye’deki iktidarınıza destek vermemiz için hemen yapmanız gereken konularda tutuk davranmanız bizce olumlu değil!” mesajı sundular!..

Amerikalıların ,desteklerinin sürmesi için öncelikle öne sürdükleri başlıklar şöyle..

a)Kürtlerin istediklerini hemen yerine getirin..

b)İran ile ilişkilerde ABD politikalarının onaylamadığı gelişmelerin içinde olmayın..

Henri J. Barkey ve Morton Abramowitz’in 19 Şubat 2011 tarihli
sitede de yayınlanan raporlarının tercümesi şöyle..

Türkiye: Demokrasi, Evet, Fakat Model Değil

Tunus ve Mısır’daki çok önemli olaylar, dikkatlerin Müslüman Orta Doğu’da değişim modeli olarak Türkiye’nin üzerine odaklanmasına neden oldu.

Kaderin garip bir cilvesi olarak, barışçı Yeşil hareket protestocularına biber gazı sıkılırken, Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Tahran’da idi. Gül zarif bir biçimde değişim nosyonu taşımaya çalıştı – fakat bu mesaj rejim ve muhalefet tarafından pek dikkate alınmadı.

Birçok uzman şimdilerde, dinin yönelttiği bir partinin geniş bir kamuoyu desteği ile demokratik, laik bir hükümeti idare ettiği Türk devletinin etkinliğini övmekte. Hataları ne olursa olsun, AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) hükümeti Türkiye’yi daha açık, canlı ve ekonomisi dinamik bir toplum haline soktu – ve askeri darbeler dönemine son verdi.

Türkiye şu anda Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devrinden sonra ilk defa Orta Doğu’yu etkileyecek duruma geldi.

Ancak Türkiye’nin bölgesel değişim için model olma rolü, iç ve dış politikasındaki çelişkiler nedeniyle gölgelenmiş durumda – büyüyen etkisini kısıtlayabilecek bir durum bu. Aleni olan idealleri çoğunlukla kısa dönemli hedeflerine takılıyor.

Türkiye komşuları ile “sıfır problem” politikası uygulayacağını beyan etti. Bunun anlamı ticaret ve yatırıma lazer hassasiyetinde odaklanmak idi. Ve bölgenin otoriter rejimlerini kucaklamak anlamına geliyordu – İran, Suriye ve Libya’yı da içerecek biçimde.

Eğer liderleri iki önemli hususu yerine getirirlerse, Türkiye’nin modelliği daha da reddedilemez bir biçimde kendini kanıtlamış olur.

Birincisi, Türkiye’nin bölgenin her yerinde – sadece sevmedikleri veya liderleri devrilmek üzere olan ülkelerde değil - demokrasiyi kabul etmeye hazır olduğunu göstermeliler. İkincisi, Ankara kendi azınlıkları – özellikle de Kürtler için - için gerçek demokratik fırsatlar sunmalı.

Mısır cumhurbaşkanı zaten terketmek üzereyken Hüsnü Mübarek’e çağrıda bulunmak mesele değil. Fakat şaibeli 2009 seçimlerinden sonra Tahran’daki şiddetli baskıları desteklemek te ayrı bir şey.

İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ı, şaibeli seçim sonuçları, Kahire’deki Tahrir Meydanı’ndan daha büyük kalabalıkları sokağa döktüğünde düzeni koruduğu için tebrik eden ilk kişilerin arasında Türk liderleri vardı. Ankara, sayısız rejim muhalifini sudan sebeplerle suçlayarak idam eden bir rejim için – bırakınız suçlamayı - tek bir kınama kelimesi bile dile getirmedi.

Türkiye’nin yeni dış politikası, büyümekte olan ekonomik yeteneğine dayanmaktadır; dinamizm algısı, kültür ve inanç bağlantıları, ve yeni pazar arayışlarında olan ihracat-odaklı genişleyen iş dünyası. Ankara’nın komşuları - kendi Kürt sorunları olan - Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad ve İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile kuvvetli bağlantılar kurmasının nedeni budur.

Bu aynı zamanda, Ankara’nın iş yapma arayışında olduğu kurulu rejimlere karşı halkın arka çıktığı meydan okumalar konusunda kararsız bir tutum sergilemesinin de nedenidir. Aslında kendine güvenli ve coşkun bir biçimde çok konuşan başbakan Recep Tayip Erdoğan Tunus hakkında hiçbir şey söylemedi – veya hatta Mısır hakkında – Başkan Obama tarafından aranana kadar. Belki de bu yaklaşımın zaman içerisinde tüm Müslüman diktatörleri ılımlılaştırabileceğine inanıyor.

Erdoğan’ın zorluğu Müslüman hükümetleri eleştirmeyince kendini daha rahat hissediyor olması. Geçmişte herhangi bir halk protestosunu hemen Batının manipülasyonu olarak değerlendirme eğiliminde idi. Böylece, Darfur’a gittiğini ve soykırıma ait herhangi bir iz görmediğini beyan edebilmişti. Hem de “Müslümanların soykırım suçu işlemediklerini” iddia edebilmişti.

Bu arada Erdoğan ve partisi, politik sahayı genişleten etkin yerel reformlar başlattılar. Türkiye’nin her şeye müdahale eden politik generallerini susturmakta başarılı oldular.

Fakat, demokrasi gelişecekse, oradaki ulusal politikanın duyarlı konusu olan Türkiye’nin Kürtlerini uzlaştırmalılar. Konu Kürtlere gelince, AKP çok şey söyledi ama çok az şey yaptı.

Ankara hala baskı altında tutuyor, hapise atıyor ve plansız bir biçimde haklarında dava açıyor. Kürtleri Parlamentodan uzak tutmak için tasarlanmış olan seçim barajını ’un altına düşürmeyi kabul etmiyor.

Türkiye’nin genel seçimleri 2011 Haziranı için planlanmış durumda. AKP üçüncü kez çoğunluk elde ederek kazanacak gibi gözüküyor – ki bu da etkileyici bir başarı. Askerin tanzim etmiş olduğu mevcut anayasayı ortadan kaldırarak yeni bir anayasa sözü verildi.

Erdoğan evvelce – Avrupa’ya göç etmiş olan Türkleri kastederek – asimilasyonun insanlığa karşı bir suç oluşturduğundan şikayet etmişti. Fakat kendi topraklarında bin yıldır yaşamakta olan Kürtlerin asimilasyonu tamamen normal olarak değerlendiriliyor.

Erdoğan’ın anayasayı değiştirmek – ve daha fazla demokrasi için büyük bir adım atmak - gibi ender, fakat zorlu bir görevi var. Bu değişiklik, Kürtleri, üzerlerinde cumhuriyetin kuruluşundan beri varolan kısıtlamalardan kurtarabilecek. Türkiye, halkının yüzde 20’si politik haklarından men edilmiş iken, demokrasinin sorumluluğuna sahip çıkamaz.

Büyük oranda milliyetçi olan Türkiye’de bütün bunları yapmak politik olarak kolay değil. Bu nedenle Erdoğan’ın tedbirliliği anlaşılabilinir.

Fakat Türkiye, Orta Doğu’da demokratik liderlik iddiasında bulunacaksa, İran halkı tekrar rejimi zorladığında ve Suriyeliler bölgedeki en otoriter ve mafya-tipli rejimlerden birine karşı ayaklandığında çok daha iyisini yapmakta olmalı.

Kaynak: haber365 / Behiç Kılıç
Reply


Possibly Related Threads...
Thread Author Replies Views Last Post
  Millete Hizmet Yolunda: Başbakan Erdoğan gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu! Fatih Arslan 0 496 01.04.13, 01:34:06
Last Post: Fatih Arslan
  Başbakan Erdoğan'dan Sert Çıkışlar Faruk Arslan 0 367 20.11.12, 15:33:23
Last Post: Faruk Arslan
  Erdoğan'dan dershanelerin kapatılması için talimat geldi. Faruk Arslan 0 473 17.08.12, 14:19:34
Last Post: Faruk Arslan
  Anketler Vatandaşı Şartlandırıyor Recep Tayyip Erdogan a Sartliyorlar! Hakan Atabas 0 455 07.03.11, 06:05:24
Last Post: Hakan Atabas



Users browsing this thread: 1 Guest(s)