Thread Rating:
  • 0 Vote(s) - 0 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TAVLA VE SATRANCIN HARAMLILIĞI(Delilleri ile)
#1
TAVLA VE SATRANCIN HARAMLILIĞI


1 - Süleyman ibni Büreyde'den, oda babasın'dan Nebi (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu : " Tavla oynayan kişi sanki elini domuz eti ve kanıyla boyamış gibidir."


(Müslim, 2260,4/1770, İbni Mace, Edep : 43, 3763, 2/1238, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 23040, 9/16)


(1)"عن أَبِي مُوسَى الاشْعَرِيّ أَنّ رَسُولَ الله صلى الله عليه وسلم قالَ: "مَنْ لَعِبَ بالنّرْدِ فَقَدْ عَصَى الله وَرَسُولَهُ".


2 - Ebu Musa el-Eşarî (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu : " Kim, zarla oynarsa şüphesiz Allah'a ve Resulüne İsyan etmiş Olur."



Ebu Davud, Edep:64, 4938, 2/702, îbni Mace, Edep:43, 3762,2/1237, Ahmed İbni Hanbel, 19538,7/130, Hakim, Müstedrek, 160,1/114, Sahih îbni Hıbban,5842,7/545


(3)"عن موسى بن عبد الرحمن قال رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم: مثل الذي يلعب بالنرد ثم يقوم يصلي مثل الذي يتوضأ بالقيح ودم الخنزير ثم يقوم فيصلي. (حم عن أبي عبد الرحمن الخطمي؛ ع، ق، ص عن أبي سعيدWink.

3 - Musa ibni Abdirrahm an (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Tavla oynayıp da sonra kalkıp namaz kılanın hâli, irin ve domuz kanı ile abdest alıp da kalkıp kılan gibidir."

Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 23199, 9/ 50, Ebu Yala, Müsned, 1104,2/355, Beyhakî, Sü-nen-i Kübra, 20953,10/36)


(4)"قلوب لاهية وأيد عاملة وألسنة لاغية. (ابن أبي الدنيا في ذم الملاهي، ق عن يحيى بن أبي كثير قال: مر رسول الله صلى الله عليه وسلم بقوم يلعبون بالنرد قال فذكرهWink.

4 - Yahya ibni Ebî Kesir (radiyalla hu anh)'dan rivayet edildiğine göre, Bir kere Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) tavla oynayan bir cemaata rastladığında : " Eğlenen kalpler, (boşuna) çalışan (yorulan) eller, boş konuşan diller." Buyurmuştur.


Beyhakî, Sünen-i Kübra, 20963, 10/365

(5)"وعن أبي موسى الأشعري، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه كان يقول:"اجتنبوا هذه الكعاب الموسومة التي يزجر بها زجراً، فإنها من الميسر".

5 - Ebu Musa el Eşari (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "O haksız yere nasip çıkaran yazılı zarlardan sakının, çünkü onlar (la oynamak) kumardandır (bir rivayette de acem kumarıdır)."


(İbni Ebî Hatim, 6745, 4/1196, Ahmed İbni Hanbel, Müsned, 4263, 2/156, Beyhakî, Şuabu'l-İman:6501, 5/238, Sünen-i Kübra, 20954, 10/364, İbni Ebid Dünya, Mevsû 'a, Zemmü 'l-Melâhî, 1/81)


(6)"إذا مررتم بهؤلاء الذين يلعبون بهذه الأزلام والشطرنج والنرد وما كان من هذه فلا تسلموا عليهم، وإن سلموا عليكم فلا تردوا عليهم. (الديلمي عن أبي هريرةWink. "إذا اجتمعوا عليها واكبوا جاءهم الشيطان بجنوده فما يزالون يلعبون حتى يتفقوا كالكلاب اجتمعت على جيفةٍ فأكلت منها حتى ملئت بطونها ثمّ تفرّقت"

6 - Ebu Hureyre (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Fal okları, satranç, tavla ve benzeri eğlence aletleriy le oyna-yanlara rastlarsa nız onlara selâm vermeyin, size selâm verirlers e de selâmlarını almayın, çünkü onlar toplanıp bu oyunların başına üşüştüklerinde, şeytan ordularıyla onlara gelir, tâki onlar oyuna devam edip dağılırken bir leşin başına üşüşüp de ondan yiyen, karınları doyduktan sonra dağılan köpekler gibi ayrılır-lar."

(Deylemî, el Firdevs, 1045,1/269, İbni Hacer-i Heytemî, Ez Zevacir,2/401,445)


(7)"لله تبارك وتعالى لوح ينظر فيه في كل يوم ثلاث مائة وستين نظرة يرحم بها عباده، ليس لأهل الشاه فيها نصيب.(الخرائطي في مساوي الأخلاق عن واثلةWink.

7 - Vasile ibnil Eska' (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah-u tealâ'nın bir levhası vardır ki, hergün ona üçyüz-altmış kere nazar ederek onunla kullarına rahmet eder, satranç oynayanla rın ise bu rahmetten nasibi yoktur."


(Ali el Muttakî, Kenzu 'l-Ummal, 40657,15/218)

("يأتي على الناس زمان يلعبون بها، ولا يلعب بها إلا كل جبار، والجبار في النار - يعني بالشطرنج - ولا يوقر فيه الكبير ولا يرحم فيه الصغير، يقتل بعضهم بعضا على الدنيا، قلوبهم قلوب الأعاجم وألسنتهم ألسنة العرب، لا يعرفون معروفا ولا ينكرون منكرا ممشى، الصالح فيهم مستخف، أولئك شرار خلق الله، لا ينظر الله إليهم يوم القيامة.

8 - Enes (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki satranç oynayacak lardır, o oyunu ancak her cebbar (zorba) kişi oynar, zorbalars a ateştedir. O oyunda büyüklere hürmet edilmez, küçüklere acınmaz, dünyadan sebep birbirini öldürürler, dilleri arap dili kalpleri ise acem kalbidir. Maruf tanımazlar, kötü gidişi de reddetmez ler, onların arasında iyi insanlar küçümsenir, işte onlar Allah'ın yara-tıklarının en şerlileridir. Kıyamet günü Allah-u tealâ onlara nazar etmez."

(Ali el Muttaki, Kenzü'l-Ummal ,40652, 15/217, Deylemî, Müsned-i Firdevs, 8676,5/440)


(9)" عن ابن عباس قال رَسُول الله صلى الله عليه وسلم: ألا إن أصحاب الشاه في النار الذين يقولون: قتلت والله شاهك.

9 - İbni Abbas (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur : " Dikkat ! 'Vallahi senin şahını öldürdüm' diyen şah ashabı şüphesiz ki cehennemd edir.

(Deylemî, Müsned-i Firdevs, 488,1/138, Ali el Muttaki, Kenzu'l-Ummal, No/40654, 25/218)

(10)"ملعون من لعب بالشطرنج، والناظر إليها كآكل لحم الخنزير. (عبدان وأبو موسى وابن حزم عن حبة بن مسلمWink.

10 - Habbe ibni Müslim (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem): "Satranç oynayan mel'undur, o oyunu seyreden de hınzır eti yiyen gibidir" buyurmuştur.


(Ali el Müttakî, Kenzu'l Ummal, 40636,15/215, Deylemî, Müsned-i Firdevs, 6391,4/126, Münavî, Feyzü'l-Kadir, 8209,6/7)

(11)"عن زبيد بن الصلت أنه سمع عثمان وهو على المنبر يقول: يا أيها الناس! إياكم والميسر - يريد النرد - فإنها قد ذكرت على أنها في بيوت ناس منكم، فمن كانت في بيته فليحرقها أو يكسرها، وقال عثمان مرة أخرى وهو على المنبر: يا أيها الناس! إني قد كلمتكم في هذا النرد ولم أركم أخرجتموها، فلقد هممت أن آمر بحزم الحطب ثم أرسل إلى بيوت الذين هي في بيوتهم فأحرقها عليهم. (قWink.

11 - Zebîd İbni Salt (radiyalla hu anh), Osman İbni Affan (radiyalla hu anh) ın minber üzerinde şöyle dediğini işitmiştir : " Ey insanlar tavla denen kumardan sakının ! Çünkü bana anlatıldığına göre içinizden bir takım insanların evlerinde bu alet bulunmakt aymış, artık kimin evinde varsa, onu yaksın veya kırsın."


Osman (radiyalla hu anh) bir kere de minber üzerinde şöyle buyurmuştur : " Ey insanlar! Ben sizinle bu tavla hakkında konuş-muştum, fakat yine sizin o aleti evleriniz den çıkarttığınızı zannetmiy orum, Vallahi bir odun demeti toplatıp ta evlerinde tavla bulunanla ra gönderip ocaklarını başlarına yakmayı kastettim ."

(Beyhakî, Sünen-i Kübra, 20956,10/364)


Aişe (radiyalla hu anh) kendisine ait olan evde oturan bir hane halkının yanlarında bir tavla bulunduğunu işitince onlara: "Eğer onu çıkartmazsanız ben elbette sizi evimden çıkartacağım." diye haber yollamıştır.

(Beyhakî, Sünen-i Kübra, 20960,10/365)


Abdullah ibni Amr (radiyalla hu anh) şöyle buyurmuştur : " Tavla ile kumar oynayan, domuz eti yemiş gibidir, kumar olmaksızın oynayan ise domuz yağı İle yağlanmış gibidir."

(Beyhakî, Sünen-i Kübra, 20961,10/365)

İbni Zübeyr (radiyalla hu anh) Mekke-i Mükerreme'de şöyle bir hutbe okumuştur: "Ey Mekke halkı! Bana ulaşan habere göre Kureyş'ten bir takım erkekler tavla oynuyorla rmış, şüphesiz ki Allah-u tealâ kitabında: "Ey iman edenler! şarap (içki), kumar, (tapılmak için) dikili taşlar (putlar), fal (ve şans) okları ancak birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz." , "Şeytan, içki ve kumar sebebiyle ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vaz geçtiniz değil mi ? " buyurmakt adır.

Ben Allah-u tealâ'ya yemin ederim ki, bu oyunu oynayan bir kişi bana getirilir se, mutlaka onu tüylerinde ve derisinde (döverek) cezalandırırım, üzerindekileri (mallarını) da bana getirene veririm."


İbni Ömer (radiyalla hu anh)'ya satrancın hükmü sorulduğunda: "O, tavladan daha şerlidir." buyurdu.


Ebu Cafer (radiyalla hu anh)'a aynı soru sorulduğunda : " O mecu-sîliktir, onunla oynamayın." buyurdu.

Abdulmeli k ibni Umeyr (Rahimehul lah) şöyle demiştir: Şam ehlinden bir zat zuhuratta şöyle görmüştür, her müminin her gün oniki defa günahları mağfiret olunur, ancak satranç oynayanla r müstesna."


(ibni Ebid Dünya, Mevsû'a, Zemmü'l-Melâhi, 1/83, Süyûtî, Dürrül Mensur, 3/169)

(12)"عن علي أنه مر بقوم يلعبون بالشطرنج فقال: (ما هذه التماثيل التي أنتم لها عاكفونWink! لئن يمس أحدكم جمرا حتى يطفأ خير له من أن يمسها. (ش، وعبد بن حميد، وابن أبي الدنيا في ذم الملاهي، وابن المنذر، وابن أبي حاتم، قWink.


12 - Bir kere Ali (radiyalla hu anh) satranç oynayan bir kavme rastladığında onlara: "Oynadığınız bu heykeller nedir? Sizin birinizin bir ateş közünü sönünceye kadar tutması bu heykeller e tutmasından onun için daha hayırlıdır. Vallahi siz bu oyunlar için yaratılmadınız, vallahi âdet olacağından korkmasay dım bunu suratı-nıza vururdum." buyurdu.

(Beyhatf, Sünen-i Kübra, 20930,32,10/358)


(13)"صاحب الشطرنج أكذب الناس يقول أحدهم قتلت وما قتل"

13 - Ali (radiyalla hu anh) şöyle buyurmuştur : " Satranç oynayan, insanların en yalancısıdır, onlardan biri öldürmediği hâlde 'Öldürdüm' der."


(Beyhakî, Sünen-i Kübra, 20931,10/358)

İbni Şihab (Rahimehul lah)'a satranç sorulduğunda: "O batıldandır, Allah ise batılı sevmez" diye cevap verdi.


(Beyhakî, Sünen, 20939,10/359)

İshak ibni Râhûye (Rahimehul lah)'a: "Satrançta bir beis görüyor musun?" diye sorulduğunda O: "Bütün beisler ondadır." buyurdu. Bunun üzerine ona: "Askerler harp taktiğini öğrenmek için onunla oynuyorla r." denildiğinde, "O facirlikt ir" buyurdu.


Muhammed ibni Ka'b el Kurazî (Rahimehul lah)'a satranç oyunu sorulduğunda: "O oyunun en az zararı kıyamet günü onunla oynayanla r batıl ashabı ile haşrolunurlar." buyurdu.


İbni Ömer (radiyalla hu anh)'ya sorulduğunda ise : "O kumardan daha beterdir" buyurdu.


İmam-ı Malik (radiyalla hu anh)'a sorulduğunda ise: "O, tavladan da şerlidir." Buyurdu. Bunun izahı iki yöndendir :


1- Tavla oyunu satranç kadar kalbi meşgul etmez, zira satranç uzun düşünmek gerektird iğinden çok vakit zayiatına sebep olur.

2 - Tavlacılar arasında santranç oynayanla r kadar çekişme olmaz, zira santranç oyuncularının fuzuli konuşmaları daha fazla, mücadeleleri daha şiddetlidir, üstelik insanların satranca olan meyilleri daha kuvvetli olduğundan bu oyun daha kötü görülmüştür. Bu hadisler ve rivayetle rden yola çıkarak dört mezhep imamı tavla oynamanın kumar olsun olmasın haram olduğu hususunda icma' etmişler'dir. Satranç oyunu kumar olmasa da üç mezhep imamına göre haram sayıl-mış.


İmam-ı Şafiî (Rahimehul lah) ise mekruh görmüştür. Ancak kumar olduğu veya bir farzın zayi olmasına sebebiyet verdiği takdirde İmam-ı Şafiî (Rahimehul lah)'a göre de haramdır.


İmam-ı Nevevî, "Fetâvâ" sında bunu böylece beyan etmiştir. Bu oyunlarla oynayanın şahitliği geçerli sayılmaz.


İmamü'l-Haremeyn (Rahimehul lah)'m fetvasına göre, bu oyunlar en büyük günah-lardandır.


İbni Abbas (radiyalla hu anh) bir yetimin babasının bıraktığı mallar içinde rastladığı satranç takımını yakmıştır. Eğer onunla oynamak helâl olsaydı yetim malı olduğu için onu yakmak caiz olmazdı. Nitekim yetim malında bulunan şarabın da dökülmesi gerekir,


(İbni Hacer el Heytemî, ez Zevacir, 2/397- 404, Feyzû'l-Kadir, 6/7, İbni Kesir, 2/86)


Kurtubî tefsirind e zikredild iğine göre, bu ayet kumar olsun olmasın tavla ve satranç gibi oyunların haramiyet ine delâlet etmektedi r. Çünkü Allah-u tealâ içki ve kumarın haram oluşunun sebebini beyan ederken, şeytanın bu suretle insanlar arasına kin ve nefret soktu-ğunu ve zikirle namazdan insanları alıkoyduğunu açıklamaktadır. Dolayısıyla insanlara alışkanlık veren, aralarına düşmanlık ve nefret sokan ve onları zikirden ve namazdan alıkoyan her eğlencenin içki gibi haram olması gerekmekt edir. Eğer burada: "İçki içmek insanı sarhoş edeceğinden, insanı namazdan meneder, fakat tavla ve satranç oyununda böyle bir şey söz konusu değildir" denecek olursa, buna karşı şöyle denilir : " Allah-u tealâ haramlık hususunda içki ile kumarı birleştirmiş ve ikisini de insanlar arasına kin ve düşmanlık sokmak ve onları zikirle namazdan menetmekl e vasıflamıştır. İçki insanı sarhoş ederse de kumarın sarhoş etmeyeceği herkesçe malûmdur, yine de ikisinde bulunan ortak vasıftan dolayı Allah-u tealâ haramlık hususunda onları birbirind en ayırmamıştır. Yine böylece tavla ve satranç oyunu sarhoş etmediği gibi şarabın azı da sarhoş etmediği hâlde çoğu gibi haram kılınmıştır. O hâlde sarhoş etmese de içkinin bir damlası haram olduğu gibi tavla ve satranç oyununun haram olması inkâr edilemez, ayrıca bu oyunlara başlamak insana gaflet getireceğinden bu gaflet te aynı sarhoşluk yerine geçer, şarap sarhoş ettiğinden namaza engel olduğu gibi bu oyunlar da verecekle ri gaflet yüzünden namaza manidirle r.


Ebu Bekr-i Sıddık (radiyalla hu anh)' ın torunu Medine-i Münevvere fukahasının ulularından Kasım ibni Muhammed (radiyalla hu anh)'a: "Tavlayı yasaklıyorsun, satrancın durumu nedir ? " diye sorul-duğunda: "Allah'ın zikrinden ve namazdan alıkoyan herşey kumardandır." diye cevap buyurması da bu görüşün doğruluğunun en açık delilleri ndendir.

(Süyûtî, Dürrül Mensur, 3/168, İbni EbîHatim, 6750,4/1197, Kurtubî, 6/275-76)


Bu beyanlard an da anlaşıldığı üzere ayet'de geçen meysir sadece kumar manasında anlaşılmayıp, insanı zikirden ve namazdan gafil eden her oyun, eğlence ve fuzulî işler olarak tanımlanabilir.


(14)"ثلاث من الميسر: القمار، والضرب بالكعاب، والصفير بالحمام ["والضرب بالكعاب": اللعب بالنرد. "والصفير بالحمام": دعاؤها (بالصفيرWink ليلعب بها]ـ التخريج (مفصلاWink: أبو داود في مراسيله عن يزيد بن شريح التيمي تصحيح السيوطي: حسن

14 - Yezid ibni Şüreyh eş Şamî (radiyalla hu anh) dan rivayet edilen: "Üç şey meysirden dir, (bunlar da) kumar, zar atmak ve güvercine ıslık çalmak."


(Ebu Davud, Merasil, 518 .350)

(15)"عن أبي هريرة أن رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم رأى رجلاً يتبع حمامة، فقال: "شيطانٌ يتبع شيطانةً."

15 - Ebu Hureyre (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) güvercinin peşine düşen bir adam gördüğünde : " şeytanı takibeden bir şeytandır." buyurdu.


(Ebu Davud, Edep:65, 4940, 2/703, İbni Mace, Edep:44, 3765, 2/1238, Beyhakî, Sünen-i Kübra, Şehâdât:54, 20941,10/360, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 8551,3/252)


Bu hadis'te güvercinin arkasından giderek onunla oynayan kişiye şeytan denilmesi ; faydasız şeyle meşgul olup hak yoldan uzaklaşmasındandır. Kuşa ve güvercine şeytan denilmesi nin sebebi ise, güzel sureti ve tatlı namesiyle insanı peşine düşürtüp, gafletine ve Allahı anmaktan uzaklaşmasına vasıta olmasıdır.

(Ahmed Abdurrahm an el Bennân, el Fethu 'r-Rabbanî, 17/228)


Rivayete göre Firavn hanedanının oyunları kuşlarla idi.


İbrahim (Rahimehul lah) buyurmuştur ki : Güvercinle oynayan fakirlik tadını tatmadan ölmez.


İmam-ı Şurayh (Rahimehul lah) güvercin uçurtanlara yerini kiraya vermezdi.


İmam-1 Mücahid (Rahimehul lah) :


"Siz her yüksek yerde bir alâmet bina edip eğlenir misiniz?"


(Şuara Suresi:128)

Ayet'nin tefsirind e "Zemmedile n yüksek yerlerde yapılan binaların güvercin binaları olduğu" nu söylemiştir.

(Taberî, Camiu'l-Beyan, 26700, 9/461,İbni Ebid Dünya, Mevsû'a, 1/84)

Bu rivayetle rden anlaşıldığı üzere ulema, güvercin uçurtmayı ve onunla oyna-mayı mekruh görmüşlerdir, hele kumar oynamak için güvercin edinmek kesinlikl e haramdır, böyle yapanın şahitliği kabul edilmez, şayet yumurtası ve yavrulama sı gibi meşru bir maksatla olursa caizdir.
Atâ, Tavus ve Mücahid (Rahimehum ullah) buyurmuşlardır ki: Kendisind e kumar bulunan herşey meysirden dir, hatta çocukların aşık kemikleri yle, cevizlerl e ve yumurtala rla oynaması bile buna dahildir.


İbni Şîrîn (Rahimehul lah)'m beyanına göre: Kendisind e kumar veya ayağa kalkıp oynamak yahut bağırmak yada her hangi bir şer bulunan her oyun "Meysir" dendir. Bu rivayetle rden de anlaşılacağı üzere "Meysir" sadece kumar manasına gelmeyip yasak olan bütün eğlencelerdir.


Mücahid (Rahimehul lah) şöyle buyurmuştur: Ölüm döşeğinde bulunan herkese mutlaka dünyada düşüp kalktığı insanlar gösterilir. Satranç oynayan bir adam vefat edeceği zaman ona: "Lâ ilâhe illellah" telkin edilince o, "Şah" deyip öldü. Böylece sağlığında satranç oynarken söylediği söz diline galip geldi ve dünyadan son sözü kelime-i tevhid olup cennete gireceği yerde bu batıl sözle, kötü hâlde öldü. Yine böylece içki içenlerle düşüp kalkan bir adam vefat ederken ona şehadet telkin edilince, kendisine telkin yapana: "Sen iç bana da ver." diyerek öldü. İşte bütün bunlar:


(17)"عن جابر قال: سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول "يبعث كل عبد على ما مات عليه".

16 - Cabir (radiyalla hu anh)'dan Rasululla h (sallallah u aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur : Her kul Öldüğü hâl Üzere diriltili r."


(Müslim, 2878,4/2206. İbni Hacer-i Heytemî, ez Zevatir, 2/402)

Tefsiri Kebir'de zikredild iğine göre, içki ve kumar kelimeler i önceki ayet'de dikili taşlar ve fal okları ile beraber zikredilm iş, bu ayet'de ise sadece ikisi zikredilm iştir, çünkü önceki ayet'den maksat insanları içki ve kumardan nehyetmek ve bu dört şeyin çirkinlik ve kötülüğünü ortaya koymaktır. Bu ayet'den maksat ise özellikle içki ve kumarın çirkinliğini belirtmek tir.


Allah-u tealâ içki ve kumarın dini bakımdan böylesi büyük kötülüklerini beyan ettikten sonra: فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ "Artık vazgeçtiniz değil mi ? " buyurmuştur.


Bu ayet indiğinde Ömer (radiyalla hu anh), istifham suretiyle gelen bu cümle'nin, emir sığasıyla "Vazgeçin" buyurulma sından daha şiddetli olduğunu anlayarak "Vazgeçtik" buyurmuştur.


(18)"عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: كُنْتُ سَاقِيَ الْقَوْمِ، يَوْمَ حُرّمَتِ الْخَمْرُ، فِي بَيْتِ أَبِي طَلْحَةَ. وَمَا شَرَابُهُمْ إِلاّ الْفَضِيخُ: الْبُسْرُ وَالتّمْرُ. فَإِذَا مُنَادٍ يُنَادِي. فَقَالَ: اخْرُجْ فَانْظُرْ. فَخَرَجْتُ فَإذَا مُنَادٍ يُنَادِي: أَلاَ إنّ الْخَمْرَ قَدْ حُرّمَتْ. قَالَ فَجَرَتْ فِي سِكَكِ الْمَدِينَةِ.

17 - Enes (radiyalla hu anh) şöyle buyurdu: Şarap haram edildiği gün ben Ebû Talha (radiyalla hu anh)'ın evinde bulunan topluluğun sâkîsi (şarap sunucusu) idim. O zaman onların şarabı hurmadan yapılan bir içkiydi. Bir de bir münadi bağırdı. Ebû Talha, "Çık bak" dedi. Çıktığımda bu münadinin: "Agâh olun! Şüphesiz ki şarap haram edilmiştir." diye seslendiğini işittim. Bunun üzerine (müminler şarap küplerini kırıp döktüler). Böylece Medine sokaklarında (sel gibi) şarap aktı .

(Beyhakî,Sünen-iKübra,Eşribe:l,17328,8/496,Kurtubî,6/276)

Şu bilinsin ki, ayetin sonunda geçen : "Artık vazgeçtiniz değil mi?" ifadesi, İstifham (soru) şeklinde olmakla birlikte, gerçekte bundan maksat nehiy (yasaklama) dır. Bu şekilde bir mecaz çok yerinde ve güzeldir, çünkü Allah-u tealâ bu fiilleri zemmetmiş (kınamış) ve muhataba bunların kötülüğünü açıklamıştır. Bundan sonra ise, bu kötü işleri terk etme hususunda böyle bir soru sorulunca, muhata-bın o işleri terk ettiğini söylemekten başka bir şekilde cevap vermeye gücü kalmamıştır. Buna göre sanki muhataba: "Bu günahların böylesine çirkin ve kötü olduğu ortaya çıktıktan sonra, sen onu yine de yapacak mısın?" denmek istenmiştir. Dolayısıyla ayet'deki: "Artık siz vazgeçtiniz değil mi ? " ifade'si, bu gü-nahlardan vazgeçmenin, mükellefin de onları terk etmenin farz olduğunu kabul etmesiyle birlikte zikredilm ek suretiyle Allah-u tealâ'nın ilâhi bir beyanı yerine geçmektedir.
Reply




Users browsing this thread: 1 Guest(s)