Thread Rating:
  • 0 Vote(s) - 0 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kuranda Yer Alan Rüyalar Ve Nasıl Ele Alındıkları
#1
uranı Kerimde yer alan ruyalar ve nasıl ele alındıkları
Kuranda Yer Alan Rüyalar Ve Nasıl Ele Alındıkları
Kur'an-ı Kerimde anlatılan rüyaları Peygamberlerin gördüğü rüyalar ve peygamber olmayanların gördüğü rüyalar olmak üzere iki bölümde ele alacağız.
1. PEYGAMBERLERİN GÖRDÜĞÜ RÜYALAR
Kur'an'da peygamberlerin gördüğü rüyalar oldukça önem arz etmektedir. İbrahim, Yusuf ve Hz. Muhammed peygamberler bir takım rüyalar görmüşlerdir. Kur'an, onların bu rüyalarının, aynı zamanda ilâhî bir boyutunun olduğuna işaretle, bütün bu rüyaların gerçekleştiğini bildirmektedir. Bundan, aynı zamanda rüya ile vahiy-nübüvvet arasında ciddi bir ilişkinin olduğu anlaşılmaktadır. İbn Abbas ve benzeri bazı alimler, peygamberlerin rüyalarının vahiy olduğunu, uyanıkken aldıkları vahiyden farkının olmadığını söylemişlerdir. Nitekim Hz. Muhammed de bu ilişkiye dikkat çekmiş ve rüyanın nübüvvetin 46 cüzünden bir cüz olduğunu belirtmiştir. Sadık Rüya vahiyden addedilmekle beraber, Kur'an ayetlerinden herhangi birinin rüyada vahyedildiği kabul edilmemektedir. Her ne kadar Kevser suresinin rüyada vahyedildiği iddia edilmişse de, bu görüş tasvip görmemiştir. Hz. İbrahim'in Rüyası Bilindiği gibi İbrahim peygamber, Türkiye'nin güneydoğu kesiminde bulunan Harran bölgesinde yetişmiştir. Nemrutla olan mücadelesinden sonra Filistin'e, daha sonra Mısır'a gider. Müslüman alimlerin verdiği bilgilere göre oradan da eşi Hacer'i ve oğlu İsmail'i alarak Mekke'ye geçmiş ve onları oraya yerleştirmiştir. Oğlu İsmail orada koşup oynayacağı bir yaşa geldiğinde İbrahim bir rüya görür ve rüyasında kendisine Allah için oğlunu kurban etmesi emredilir. Aynı rüyayı üç gece üst üste görür. Bazı bilginlerin kaydettiğine göre, İbrahim yaşının ilerlemiş olmasından dolayı artık çocuğunun olamayacağını zannetmişti. Böyle bir dönemde melekler tarafından erkek çocuk ile müjdelendiğinde, onu Allah için kurban olarak adadığını söylemişti. İşte rüyada bu adağı kendisine hatırlatılmaktadır. Peygamberlerin rüyaları, uyanıkken kendilerine gelen vahiy mesabesinde olduğu için İbrahim, bu rüyanın hak olduğuna kanaat getirir ve oğlunu çağırarak ona der ki: "Yavrucuğum uykuda (rüyada) seni kestiğimi görüyorum. Sen ne dersin? Oğlu, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!" der. Bundan sonra, İbrahim oğlu İsmail'i kesmek üzere yanına alıp dağa çıkar, fakat tam kesecekken ona gökten bir koç gönderilir ve oğluna bedel olarak onu keser. Böylece Kur'an'ın "apaçık bir imtihan" diye nitelendirdiği bu sınavı kazanır. Tevrat'ta da olay benzer bir şekilde anlatılmaktadır, ancak Tevrat'a göre, kesilmesi emredilen çocuk İsmail değil, İshak'tır. Kur'an bu konuda herhangi bir isim zikretmez. Bu yüzden kurban edilenin kim olduğu konusunda Müslüman müfessirler arasında bir ittifak yoktur. Kurban edilmesi emredilen çocuğun, Tevrat'ta geçtiği üzere İshak olduğunu söyleyenler olduğu gibi, İsmail olduğunu söyleyenler de vardır. Ama verilen bilgilerden ve siyak-sibak bağlamından, bunun İsmail olduğu anlaşılmaktadır. Müslüman alimlerin ekseriyeti de bu kanaattedir. Ayrıca Tevrat, bu emrin Hz. İbrahim'e rüyada verildiğinden bahsetmez. Hz. Yusuf'un Rüyası Rüyasından söz edeceğimiz ikinci peygamber Hz. Yusuf'tur. Hz. Yusuf, Hz. Yakub'un oğludur. Kur'anda 111 ayetten ibaret uzunca bir sure Hz. Yusuf'a ve onun rüyasına tahsis edilmiştir. Tevrat'ın Tekvin bölümünün 37-50. bapları da aynı şekilde ağırlıklı olarak Yusuf ve rüyasıyla ilgilidir. Buralarda uzun bir şekilde Yusuf'un rüyası üzerinde durulmaktadır. Buna göre Yusuf, küçük bir çocukken bir rüya görür ve babası Yakub'a, "Babacığım, ben (rüyamda) onbir yıldız, güneş ve ayı gördüm; bunların bana secde ettiklerini gördüm" der. Babası ona, "Yavrucuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır! Böylece Rabbin seni seçecek ve sana olayların (düşlerin) yorumundan bir şeyler öğretecektir der..." Bilindiği gibi daha sonra Yusuf'un kardeşleri, kıskandıkları için ona tuzak kuracak; yol kenarındaki bir kuyunun dibine atacaklardır. Oradan geçen bir kervan onu alıp Mısır'a götürüp pazarda köle diye satacak, Bir bakan onu satın alacak ve evinde büyütecektir. Bir süre sonra Yusuf, dürüstlüğü ve bilgeliği sayesinde ülkenin hazinesinin başına getirilecek, yani maliye bakanı olacaktır. İşte bu görevdeyken babasını, annesini ve kendisine tuzak kuran kardeşlerini yanına çağıracak; onlar da toplu bir şekilde Yusuf'un makamına girince, hepsi ona secde edeceklerdir. Bu manzarayı gören Yusuf, yıllar önce güneş, ay ve onbir yıldızın kendisine secde ettikleri şeklinde gördüğü rüyasını hatırlayacak ve "babacığım, işte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur, Rabbim onu gerçekleştirdi" diyecektir. Tevrat'ta da olay Kur'an'dakine paralel ifadelerle anlatılmaktadır. Ancak orada Yusuf'un, onbir yıldız, güneş ve ayın kendisine eğildiklerini gördüğü rüyasından önce, başka bir rüya gördüğü belirtilir. Buna göre o, rüyasında tarlanın ortasında demetler bağladıklarını; kendisinin bağladığı demetin kalkıp dikildiğini, kardeşlerinin demetlerinin ise onun etrafında toplanıp eğildiklerini görmüştür. Kardeşleri bunun ne anlama geldiğini hemen kavramış ve "Gerçek, sen üzerimize kral mı olacaksın? Yahut gerçek üzerimize hüküm mü süreceksin?" demişler ve rüyalarından dolayı ondan nefret etmişlerdir. Görüldüğü gibi, Yusuf peygamberin hayatı, küçük yaşlarda gördüğü bir rüya etrafında şekillenmektedir ve gördüğü rüya, yıllar sonra gerçekleşmektedir. Ayrıca, onun hayatı üzerinde daha başka rüyalar da etki edecektir, bu yüzden halk arasında ona “rüyaların prensi” denilmiştir. Hz. Muhammed'in Rüyası Kur'an, bu iki büyük peygamberin rüyaları yanında ayrıca, Hz. Muhammed'in gördüğü rüyalardan da bahseder ve bunların da gerçekleştiğini söyler. Bir ayette şöyle denmektedir: "(…Wink Sana gösterdiğimiz rüyayı… sınama vesilesi yaptık…" Bu ayette açık bir şekilde Hz. Muhammed'e gösterilen bir rüyadan ve bu rüyanın bir imtihan vesilesi kılındığından söz edilmektedir. Ne var ki Kur'an bu rüyanın ne olduğunu açıklamaz. Acaba bu rüya ne olabilir; ne zaman olmuştur? Nasıl ve niçin bir imtihan vesilesi kılınmıştır? Bu konuda Müslüman müfessirler arasında bir görüş birliğinin olduğu söylenemez. Birbirinden farklı olaylar anlatılarak, buradaki rüyadan kastın bu olaylardan biri olabileceği belirtilmiştir. Bir rivayete göre, Hz. Muhammed daha Mekke'deyken ve henüz güçlü bir konuma gelmemişken, Allah ona, rüyada, ileride kendisine ve inananlara eziyet etmekte olan Kureyşlileri yeneceğini göstermiştir. Hatta, ileride vaki olacak Bedir savaşında, müşrik ileri gelenlerinin nerede öldürüleceği dahi bu rüyada kendisine gösterilmiştir. O da bu rüyasını etrafındakilere anlatmış, ancak müşrikler, henüz hiçbir gücü olmayan Muhammed'in ve adamlarının ileride bu kadar güçleneceklerine ihtimal vermedikleri için buna gülüp geçmiş, onunla alay etmişlerdir. Aradan yıllar geçtikten ve Hz. Muhammed Medine'ye yerleşip iyice güçlendikten sonra Mekke'deki müşriklerle arasında Bedir savaşı çıkmış; o savaşta müşrik ileri gelenlerinin büyük bir kısmı, tıpkı Hz. Muhammed'in rüyasında gördüğü ve dediği gibi ölmüşlerdir. Başka bir rivayete göre buradaki rüya, Hz. Muhammed'in Mekke'ye girdiğini görmüş olmasıdır. Buna göre, Hz. Muhammed Medine'deyken, Hudeybiye Barışı öncesi bir rüya görmüş; rüyasında ashabıyla birlikte saçlarını tıraş edip kısaltmış olarak, güven içinde Mekke'ye girdiğini görmüştür. Bu rüyasını ashabına anlatmış, onlar da bundan büyük sevinç duymuşlardır. Ancak Mekke'ye girmek üzere Medine'den çıkan Müslümanlar, Hz. Muhammed'in Hudeybiye Antlaşmasını yapmasıyla, Mekke'ye giremeden geri dönmek zorunda kalmışlardır. Bunun üzerine bazıları, kendi aralarında, Hz. Muhammed'in gördüğünü söylediği rüyanın gerçekleşmediğini konuşarak dedikodu yapmaya başlamışlardır. Hatta en önde gelen sahabilerden Hz. Ömer'in dahi, tereddütler geçirdiği belirtilir. Ancak Ebubekir'in, "Hz. Muhammed, size rüyasında bu sene Mekke'ye gireceğinizi gördüğünü söylemedi ki! İnşallah önümüzdeki yıllarda olur" demesiyle mütereddit sahabiler ikna olabilmişlerdi. Buna göre, ayette sözü edilen rüya bu olaydır ve bu da bir sene sonra Müslümanların Mekke'ye girmesiyle gerçekleşmiştir. Ancak bu rivayetin zayıf olduğu belirtilmiştir. Üçüncü bir görüşü göre ise rüyada sözü edilen olay, Hz. Muhammed'in İsra gecesi yürütülmesi ve pek çok olayı müşahede etmesidir. Müfessirlerin ekseriyetinin bu kanaatte olduğu belirtilmektedir. Buna göre, Hz. Muhammed Mekke'deyken bir gece kendisine gelen melek Cebrail tarafından alınarak Kudüs'e götürülmüş; oradan da göklere çıkarılmıştır. Daha sonra Rabbiyle görüşmüş; kendisine melekût âlemi gösterilmiş; pek çok hârikulâde olayla karşılaşmış, sonunda da Mekke'ye dönmüştür. Bütün bun seyahat çok kısa bir süre zarfında olmuştur. Bu seyahate, İslam geleneğinde “İsra ve Miraç mucizesi” denmektedir. İşte ayette sözü edilen rüya budur. Esasen üzerinde durduğumuz ayet, bu mucizenin kısmen de olsa anlatıldığı surede yer almaktadır. Bu da söz konusu rüyayla bu mucize arasında bir bağ olduğunu göstermektedir. İbn Abbas'ın (v. 68/687) ve daha başka alimlerin de ayeti bu bağlamda yorumladığı nakledilmektedir. Ne var ki konuyu iyice tahkik eden bazı müfessirlerimiz, bir takım gerekçeler ileri sürerek, bu rüyanın İsra-miraç mucizesiyle ilgisini kurmanın mümkün olmadığını söylemektedirler. Bu alimlerimize göre, en doğrusu bu rüyanın, zikrettiğimiz birinci olay ile ilgili olmasıdır. Yani Hz. Muhammed'in, erken dönemlerde ileride Kureyşlileri yeneceğine dair gördüğü rüya olmalıdır. Nitekim öyle olmuş; ilerleyen yıllar, Hz. Muhammed'in bu rüyasını doğrulamış ve o gün bir avuç olan, son derece güçsüz olan Müslümanlar, büyük başarılar elde ederek düşmanları Mekkeli Müşrikleri yenmişlerdir. Kur'an'da Hz. Muhammed'in gördüğü bir rüyadan daha bahsedilmektedir: "Andolsun Allah resulünün rüyasını doğru çıkardı. Allah'ın dilemesiyle (kiminiz) başlarını tıraş etmiş olarak, (kiminiz de) saçlarını kısaltarak korkmadan, güven içinde Mescid-i Haram'a gireceksiniz…" Yukarıda Hz. Muhammed'in Medine'deyken Mekke'ye girdiğine dair bir rüya gördüğünü ve bunu ashabına anlattığını zikretmiştik. Yine orada Mekke'ye girmek üzere Medine'den çıkan Müslümanların, Hz. Muhammed'in müşriklerle yapmak zorunda kaldığı Hudeybiye Barış Antlaşması gereği, Mekke'ye girmeden geri dönmek zorunda kaldıklarını da hatırlatmıştık. Rüyanın o anda gerçekleşmemesi üzerine, Müslümanların ileri gelenlerinden biri olan Ömer'in de aralarında bulunduğu bazı sahabiler şaşkınlık ve tereddüt yaşamışlar, hatta bazıları kendi aralarında hoş olmayan bir takım dedikodular dahi yapmışlardır. Yukarıda verdiğimiz İsra suresi 60. ayetin bununla ilgili olduğunun söylendiğini de kaydetmiştik. O ayetin bu rüyayla ilgisinin olup olmadığı kesin olarak belirlenememiştir, ancak burada sözünü etmekte olduğumuz rüyanın, Mekke'ye girmekle ilgisinin olduğu kesindir. Ayetin ifadesinden anlıyoruz ki, Allah, Peygamber'inin, Mekke'ye gireceklerine dair daha önce gördüğü rüyayı doğru çıkarmış ve Müslümanlar, rüyada görüldüğü üzere Mekke'ye girmişleredir.
Reply


Possibly Related Threads...
Thread Author Replies Views Last Post
  Kuranda depremin verdiği haberler KoLiK 0 1,480 24.04.11, 05:02:00
Last Post: KoLiK
  Kuranda savaş KoLiK 0 1,164 24.04.11, 04:58:15
Last Post: KoLiK
  Kuranda verid damari KoLiK 0 527 24.04.11, 04:52:51
Last Post: KoLiK
  Kuranda Kibir ve Afetleri KoLiK 0 761 24.04.11, 04:43:46
Last Post: KoLiK
  Kuranda zikirin önemi KoLiK 0 536 24.04.11, 04:40:31
Last Post: KoLiK



Users browsing this thread: 1 Guest(s)