Forum Geliyoo  

Go Back   Forum Geliyoo > > >

Geleneksel Türk Sanatları Sanatçıları Geleneksel Türk Sanatları ve Sanatçıları

Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 09-04-2012
Bullem Bullem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Senior Member
 
Üyelik tarihi: Jul 2012
Mesajlar: 965
Standart Melis uludağ(ebru sanatı)

Ebru sanatı diger tüm geleneksel el sanatları gibi sabır, sevgi ve devamlılık isteyen bir sanattır. Bu sanatla ugrasmaya karar verdiginizde öncelikle sevginizi, ilginizi ve sabrınızı ölçmeniz gerekmektedir. Ebru sanatı senelerce dergâhlarda tasavvuf ehlince itibar görmüs manevi bir egitim aracı olarak kullanılmıstır. Dolayısıyla yalnızca el becerisine degil tefekkür ve murakabeye de dayanan bir sanattır.
Ebru, yogunlugu kullanılan muhtelif maddelerle arttırılmıs bir sıvı üzerine topraktan elde edilmis boyaların fırçalarla serpilmesi ile elde edilen desenin kâgıda aktarılması seklinde gerçeklestirilen bir kitap ve kâgıt bezeme sanatıdır. Ebru tarih boyunca cilt ve hat sanatını destekleyici bir sanat olarak kullanılmıstır. Klasik cilt sanatında kitabın cildini kapaga baglayan yan kagıt olarak, hat sanatında ise levhalarının kenar pervazlarında ve üzerinde hattın görünebilecegi açık renklerde hazırlanmıs hafif ebrulu kagıtlar aharlanarak kullanılmaktadır.
Necmeddin Okyay'ın bu sanata kazandırdıgı çiçek desenli ebrularla birlikte ebrulu kâgıtlar yalnız basına çerçevelenerek duvarlarımızı süslemis hat ve cilt sanatlarından bagımsız olarak da kabul görmeye baslamıstır.
Ebru yüzyıllar içinde gelismis belirli kuralları olan bir sanattır. Sanatçı ebru yaparken usulüne uygun çalısmalı, hava kosullarını dogru saptamaktan, boyaların ve kullanılacak suyun kıvamına kadar teknigini sabırla gelistirmelidir ancak sonuçta ebrunun kendi kaderini belirledigi anı da saygıyla karsılamalıdır. Iste bu noktada ebru sanatının tasavvufi kimligi ortaya çıkıyor. Renklerin ve suyun kıvamının müdahale edilemez biçimde ortaya çıkardıgı görsel manzaraya teslimiyet boyutu. Bunu tam anlamıyla cüz'i iradenin küllî iradeye teslimiyeti seklinde açıklayabiliriz. Ayrıca ebru, yalnızca bir kâgıt üzerine geçirilebildiginden, her ebru tekrar edilemez, tek ve essiz bir sanat eseri olma özelligindedir.
Ebrunun Buhara'da dogup ipek yolu ile Iran üzerinden Anadolu topraklarına geldigi bilinmektedir. Iran kaynaklarında ise bu sanatın Hindistan'da doğup İran üzerinden Osmanlıya geçtigi ileri sürülmektedir. Islam sanatlarını genellikle Iran'a mal etmeye çalısan batıda bile ebrunun isminin "Türk Kagıdı" ya da "Türk mermer kagıdı" seklinde anılması ve ebru çesitlerinin tüm dünyada Türkçe isimlerle telauz edilmesi bu sanatın Türk asıllı oldugunun önemli bir göstergesidir.
Tıpkı bu sanatın ilk olarak basladıgı yer gibi Ebru isminin nereden geldigiyle ilgili de çesitli görüsler vardır. Ebru kagıdı üzerinde buluta benzeyen renk kümeleri meydana geldigi için Farsça bulut, bulutumsu manalarına gelen ebrî kelimesinden türedigi bu görüslerden sadece bir tanesidir. Yine Farsça su yüzü manasına gelen âb-rû dan geldigini kabul edenler de vardır. Çagatayca hare gibi dalgalı ve damarlı, cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kagıt manalarına gelen ebre kelimesinden geldigi görüsü de mevcuttur. Fakat el yazması olsun matbu olsun eski kaynak eserlerde genellikle ebrî kelimesinin kullanılması bulutumsu manasına agırlık kazandırmaktadır.
Ebrunun ilk olarak hangi tarihten itibaren yapıldıgını tam olarak söylemek mümkün degildir. Çesitli cilt ve hat eserlerinde ebrûlar kullanılmıs olmasına ragmen ebrû üzerinde herhangi bir tarih bulunmadıgı için bu kitap ve hat levhaları ebrudan daha sonraki bir tarihte yapılmıs olabileceginden veya sonradan tamir görmüs ve degistirilmis olabileceginden kullanılan ebrunun yapım tarihi konusunda kaynak kabul edilemezler. Bir ebrunun yapım tarihini kesin olarak söyleyebilmek için günümüzde yapıldıgı gibi üzerine tarih atılarak yazı yazılmıs olması gerekmektedir.
Bilinen en eski ebru su an Topkapı sarayında bulunan Ârifi'nin 1539 tarihli "Guy-ı Çevgan" adlı eserinin sayfa kenarlarında görülmektedir. Bu eserin her yapragının kenarları ebrulu olup tarihlendirme adına güvenilebilecek bir kaynak sayılabilir. Bu sekilde tarihlenebilen ebrular arasında Heratlı Mir Ali'nin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde bulunan 1539 tarihli iki kıtasının bulunduğu ebrular, Uğur Derman koleksiyonunda bulunan 1554 yılına ait Hattat Malik-i Deylemi'nin talik yazısının altındaki hafif ebrulu kagıt ve Fuzulî'nin Mutluluklar Bahçesi manasına gelen "Hadîkat-üs Süedâ" isimli eserinin bir kopyasında kullanılmış olan ebrular bulunmaktadır. Bu eski eserlerin yazıldıgı tarih bilinse bile beraberinde kullanılan ebrulu kagıdın tarihi daha önce yapılmıs olabilmesi sebebiyle tam olarak bilinemez.
Ebru ve ebruculukla ilgili en eski belge olan Tertib-i Risale-i Ebrî isimli 1608 tarihli elyazması eserde kendisinden Sebek lakabıyla bahsedilen Mehmet Efendi, adı bilinen en eski ebru sanatçısıdır. Bir ebrunun nasıl yapıldıgı hususundaki bilgileri ihtiva eden bu eserdeki hemen hemen bütün teknikler bugün aynı sekilde hala kullanılmaktadır. Bu tarihte böylesine bir tekamül göstermis olan bir sanatın birkaç yüzyıl öncesine kadar uzanması kuvvetle muhtemeldir. Ebru sanatının tarihi boyunca hat sanatında oldugu gibi eser üzerine imza atma gelenegi yakın zamana kadar olmadıgından tarihi seyri boyunca ebru sanatçılarımızı isim isim belirlemek sansımız bulunmamaktadır. Bu nedenle sadece elimize ebruları ulasan ve ebruya asama kaydettirenler hakkında bilgiye sahibiz.
Şebek Mehmet Efendi'den sonra bilinen en eski ebru sanatçısı Ayasofya Camii İmam-Hatibi olması sebebiyle "hatip" ismiyle anılan Mehmet Efendi'dir. Iç içe damlatılan renklerle olusturulan halkalara igne ile sekil vermek suretiyle yapılan ebruların mucidi olması sebebiyle bu sekilde yapılan ebrulara "hatip ebrusu" adı verilmistir. Öncesinde yapılan ebrulardan farklı bir teknikle yapılan bu ebru çesidi bazı arastırmacılar tarafından çiçekli ebrunun başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Hatip Mehmet Efendi evinde çıkan yangında eserlerini kurtarmak isterken yanarak vefat etmistir.
Ebru, 19. yyda bu sanatı Buhara'da ögrenen Üsküdar Özbekler Tekkesi seyhi Sadık Efendi ve babalarından bu sanatı öğrenen Ethem ve Nazif Efendi'lerle hayat bulmuş, Hattat Sami ve Aziz Efendi'lerle 20. yy'a taşınmıştır. 20. yy'da ise ebruyu günümüze taşıyan ve türk ebru sanatında en önemli gelismenin kaydedilmesini saglayan isim Necmeddin Okyay'dır. Ebruyu üstadı Ethem efendiden ögrenen Necmeddin Okyay kendisinden önce ilkel biçimde yapılan ve bugün tüm dünyanın gıpta ile seyrettikleri çiçekli ebruları icad ederek ebruculuk tarihimizde yeni bir tarz baslatmıstır. Bu sebeple çiçekli ebrulara "Necmeddin ebrusu" da denilmistir. Kalıpla ve arap zamkıyla hazırladıgı yazılı ebrularda ebru tarihinde bir ilktir. Ebru sanatı dısında mürekkebcilik, aharcılık, okçuluk, gülcülük, mücellitlik, hattatlık gibi pek çok sanata hakim oldugundan dolayı bin ilim sahibi anlamına gelen "hezarfen" lakabıyla anılmıstır.
Necmeddin Okyay ogulları Sami ve Sacid Okyay ve yegeni Mustafa Düzgünman'a ebru sanatını ögretmis, Mustafa Düzgünman da dayısından ögrendigi ebru sanatını 1941 yılından 1990 yılındaki vefatına kadar gerçek manasıyla devam ettirip ögrenciler yetistirerek bu sanata önemli hizmetler vermiştir. Hocası Necmeddin Okyay'ın ebru sanatına kazandırdığı çiçekli ebru çesitlerine papatyayı eklemis ve ayrıca diger çiçek sekillerini de ıslah etmistir. Yüzyıllar boyunca ebrunun birçok çesidi yapılmıstır. Ebrû çesitleri arasında battal, somaki, neftli battal, serpmeli battal, gel git, taraklı, kumlu, hatib sayılabilir.

[ATTACH=CONFIG]14334[/ATTACH]
1975 yılında dogdu Kastamonu Tosyalı'dır. Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde Van ,Zonguldak , İzmir'de öğrenim hayatini tamamladıktan sonra ön lisansla moda tasarım egitimini tamamlamıstır.. Meslek olarak uzun yıllar deri giyim üzerine uluslararası bir çok firmada stilistlik ve modelistlik yaptıktan sonra evliligi dolayısıyla Aydın Sehrinde yasamaktadır... Asil gönül verdigi Geleneksel Türk Sanatlarından öncelikle ebru üzerine çalısmalara basladı ve Istanbul'da "Tarzı Kadim Ebru Atölyesinde" Yılmaz Enes'ten aralıklı zamanlar içerisinde dersler almıstır. Geleneksel Ebrunun yanında kendi tarzıyla çalısmalara da imza atmıstır... Ebru sanatıyla ugrasırken minyatür sanatına da bir adim atarak Özcan Özcan dan özel dersler almaya basladı hocasının kısa zamanda taktirini toplayarak Ebru üzerine minyatür çalısmalarıyla sanatını devam ettirmektedir... Su anda almıs oldugu egitimlerini yasadıgı sehirde bulunan Barok Sanat Merkezinde "Geleneksel Türk Sanatları Atölyesi"nde sanat severlerle paylasmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alman Sanatı firat7278 Ders & Ödev & Tez Istekleriniz 2 05-06-2011 03:29 AM
Video Sanatı firat7278 Güzel Sanatlar 0 04-09-2011 03:01 PM
Mısır Sanatı firat7278 Ders & Ödev & Tez Istekleriniz 1 04-07-2011 11:46 AM
Uzakdoğu Sanatı firat7278 Ders & Ödev & Tez Istekleriniz 1 04-07-2011 11:44 AM
Retorik (Hitabet Sanatı) kayar Türkçe ve Edebiyat 1 04-06-2011 01:41 PM


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:58 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.