Forum Geliyoo  

Go Back   Forum Geliyoo >

Güzel Sanatlar Güzel Sanatlar

Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 04-09-2011
firat7278
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Çömlekçilik Sanatı

Pişmiş topraktan seramik, çömlek, fayans, porselen v.b. yapma sanatı.

8000 yıl önce, kaba kilden yapılmış ilk eşya, güneşte veya ateş üzerinde kurutulurdu. Ortadoğu'da, V. bin yıla doğru, meydana çıkan fırın çömleklerin kırılma tehlikesi olmaksızın kurutulmasına imkân sağladı. Çömlekçi çarkı da bu dönemde icat edilmiştir.

Mısırlı çömlekçiler pek erken çağlarda çarkta çevirmeyi ve fırında pişirmeyi uygulamağa başlamışlardı, hattâ sırlamayı (emay) bile biliyorlardı (M.Ö. 3000). Bu teknik, Avrupa'ya çok daha sonra gelecektir.

Yunan çömleklerinin ünü, kırmızı toprak üzerine yapılmış siyah angoblardan (yüzeye uygulanmış dekorlar) gelir. Bu vazolar geometrik desenlerle (M.Ö. X. yy.), hikâyelerden alınan sahnelerle (M.Ö. VII. ve VI. yy.) süslenir. Genel olarak vazoların süslemesi, bir resimli roman okurmuş gibi hikâyenin izlenmesine yarayan, enine şeritlere bölünür.

Avrupa'da, Ortaçağ'da henüz kaba-saba ve ağır olan seramik, giderek gelişip mükemmelleşir ve XVI. yy.da yüksek bir teknik düzeye ulaşır. XVIII. yy.da, Saksonya porseleni ve Fransa'da, Sevres ve Limoges porselenleri gerçek sanat eserleri olarak kabul edilmektedir.

Anadolu, pek çok eski sanat gibi çömlekçiliğin de beşiği sayılır. Eski Bronz I, II, III, IV, V ve VI çağlarına ait çömleklere Truva'da, Güney Anadolu'nun arkeoloji araştırma bölgelerinde, Kültepe ve Boğazköy gibi eski yerleşme merkezlerinde rastlanır. Doğu Anadolu'da bulunan Urartu çömlekleri Hitit sanatının devamıdır.

KARMAŞIK BİR TEKNİK
Çömlekçilikte, kil veya kumtaşı kullanılır. Önce toprak, pisliklerinden arıtılır, sonra suyla yoğrularak pürtüksüz, homojen bir hamur meydana getirilir.

Sonra elde (modelaj) veya kalıpta (mulaj) yapılabilen, biçimlendirme işlemine sıra gelir. Güney Amerika'nın bazı köylerinde bugün de kullanılan bir tekniğe kolombin adı verilir: küçük bir hamur rulosu sarmal biçimde sarılıp sonradan perdahlanır.

Çevirme en çok kullanılan yöntemdir. Çömlekçi çarkı, bir mile takılmış iki yatay tekerlekten oluşur: bacağın düzenli bir hareketiyle çalıştırılan alt tekerlek, kil yığınının konulduğu üst tekerleği döndürür. Bu çevirme sayesinde, çömlekçinin usta parmaklarının baskısı, toprağa biçim vermeğe (çatmak) yeter.

Mat ve cilâlı çömlekler vardır. Matlara (çiçek saksıları, kiremitler) hiç bir madde sürülmez. Daha çabuk kırılabilen cilâlı çömlekler ise hem ateşe dayanıklı, hem de su geçirmez niteliktedir; 900 ile l 000 derece arasında birinci pişirmeden sonra, ikinci kez fırına verilirken bunlar cilalanır.

PORSELEN
Porselen, esası kaolin olan, genellikle beyaz ve yarısaydam, renksiz ve saydam bir emayla kaplı ince ve sıkı bir hamurdan yapılır. Yumuşak porselenler l 250 derecede bir defa pişirilir ve yarısaydam kalır. Sert porselenler l 000 derecede ilk pişirmeye tabi tutulur; üzerlerine renkli veya renksiz bir sır geçirilir; sonra yeniden, l 400 derecelik fırına verilir, sonra da süslenir (sır altında süsleme) ve üçüncü defa fırınlanır.

Fırından çıkartılmadan önce (açık ateşli ilkel fırın, raflı fırın) pişmiş toprağın çatlamaması için, yavaş yavaş soğutulmalıdır.

Bugün çömlekçi ustaları, Çin veya Japon pişirme yöntemlerinden, kabartma süsleme yöntemlerine veya Bernard Palissy'nin ün kazandırdığı alacalı emay yöntemine kadar çok çeşitli tekniklere başvururlar. Ayrıca, sanayi yöntemleri de (kalıplama ve dökme) tek bir kalıptan pek çok örnek çıkartılmasına imkân verir.



İtalya'nın Faenza kentinde yapılmış (1497) bir tabak. «Fayans» sözcüğü adını bu kentten alırsa da, aslında bu sanat Mezopotamya'da doğmuştur. XVI. yy.dan başlayarak Avrupa'da büyük ilgi görmüş, ama giderek yerini «porselen»e bırakmıştır.



Seramik Müzesi, Fransa. XVIII. yy. yapımı bu renk renk kuşlara bakarak, porselenciliğin Çin'de çok eski geleneği olan, ince bir sanat olduğu sonucuna varabiliriz. Grog-Larven koleksiyonu.

Anadolu'da Yaşamakta Olan İlkel Çömlekçilik adlı tez konusunu seçmeme neden, 1962 yılında ilk kez Anadolu gezisi yapma olanağı bulduğum sırada, Bursa'nın Mustafakemalpaşa kazasında rastladığım çömlekçiler oldu. Bu çömlekçilerin disiplinli çalışma düzenleri, yaptıkları işler, doğrusu beni o zaman çok etkilemişti. Ben, D.T.G.S.Y.O. Seramik Bölümü'nü o yıl bitirmiştim; bu elsanatının bizde, o günün koşullarında bu kadar iyi donatılmış atölyelerde yapıldığını bilmiyordum.

Mustafakemalpaşa'da, uzunca toprak zeminli bir sokak, sağlı sollu çömlekçi atölyeleriyle doluydu. Meydana getirdikleri ürünler, sırlı, dekorlu ve benim o zamanki görüşümle oldukça iyi kaliteli işlerdi. Almanya'daki öğrenimim sırasında, yurda döndükten sonra tüm Anadolu'yu tarayarak bu tip atölyeleri bulup incelemeye karar vermiştim. Almanya'dan dönüşüm epeyce gecikti ve 1972 yazında yurda döner dönmez tasarladığım bu işe giriştim. Ne varki benim on yıl önce Mustafa Kemalpaşa'da gördüğüm o görkemli atölyelere pek az kent, kasaba ve köyde rastlayabildim. Bu arada, çok daha ilginci köylerde kadınların hemen tümü tarafından tornasız, fırınsız kapkacak çömlekçiliğinin yapıldığını görmem oldu. Bu da çalışmamın ağırlık konusunu ve adını "Anadolu'da Yaşamakta Olan Ilkel Çömlekçilik" olarak belirledi.

Ben o güne dek hiçbir kitap,dergi ya da konferansta Türkiye'de böyle çömlekçilik türünün var olduğunu bildirir bir belgeye rastlamamıştım. Toplumumuzun bilinmeyen bir yönünü salt rastlantı sonucu bulmak benim için çok şaşırtıcı ve söylemem gerekir ki çok kıvanç verici oldu. bilinmeyen bir yönü diyorum, çünkü uzun kitaplık taramalarından sonra bulabildiklerim Ali Rıza Yalgın'ın bir makalesi (Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi, Sayı 4, 1940)¹, Ali Rıza Yalgın'ın ikinci bir makalesi (Çalışma Mecmuası, Sayı 12,1946)², Dr. Hamit Z. Koşay ve Akile Ülkü'nün 1932'de yapılan bir anketin sonucunda derledikleri bilgilerin kısa bir özetidir (Türk Etnografya Dergisi, Sayı 5, 1962)³. Bu konuda bu üç makalenin dışında başka hiçbir metne rastlamadım. Yabancı dilde bulduğum tek yayın, Charmian Biernoff adında bir İngiliz kadın araştırmacının 1963-1965 yılları arasında kısa sürelerle kaldığı Eskişehir'in Mihalıççık kazasına bağlı Sorkun köyündeki izlenimlerini özetlediği 25 satırlık bir makalesidir (Anatolian Studies, 1966, ss.16-17)4;. Biernoff, ilerdeki bir tarihte bu izlenimlerini genel olarak "Sorkun köyü ve çömlekçilik" ve "bu incelemenin arkeolojiyle bağlantısı üzerine" iki ayrı kitapta yayınlayacağını açıklamıştır. Bu isteğini bu güne dek gerçekleştiremediği anlaşılıyor.

Böyle 1972 yılında dört yaz tatiline böldüğüm Anadolu gezilerime başladım. Bu gezilere başlamadan önce Türkiye'nin 67 iline gönderdiğim 30 anket sorusunu kapsayan bir yazıyla o ilin kasaba ve köylerinde bu elsanatının var olup olmadığını sordum. Bu yazılarımın ancak yarısına olumlu ya da olumsuz bir cevap alabildim Cevap aldığım ve almadığım illeri elimden geldiğince dolaşmaya çalıştım; bu güne dek 44 ili taramış bulunuyorum...

Anadolu'yu tarayarak bu tip köyleri bulmanın, halkla ilişki kurmanın, onlara sorular sorup yanıt alabilmenin, fotoğraflarını çekebilmenin sanıldığı kadar kolay olmayan güç bir iş olduğunu gördüm. Burada, kendi ülkemizde birbirimizden ne denli farklı, birbirimize ne denli yabancı yaşadığımızın acısını şiddetle duydum. Köylerde bu elsanatını yalnızca kadınlar yaptığı için, bir erkek araştırmacının onlarla ilişki kurması, fotoğraflarını çekebilmesi daha da güç olabilirdi...

2 1962 yılında Mustafakemalpaşa Çömlekçilerini ziyaretim.

1972 yazında bu konuyla ilgili ilk gezimde rastladığım iki ilginç köyden sonra Anadolu'da daha birçok ili gezmenin zorunlu olduğunu anladım. Ancak bu, aynı zamanda parasal bir sorundu. Onun için o güne dek yapmış olduğum çalışmaların bir özetiyle İsviçre'nin Basel kentinde bulunan seramik vakfına (CERAMICA-STIFTUNG 4002 BASEL 513) başvurarak beni parasal açıdan desteklemeleri isteğinde bulundum. Bu isteğim kabul edildi ve ben bu inceleme gezilerimi adı geçen vakıftan aldığım parasal yardımla gerçekleştirebildim.

Gösterdikleri anlayıştan dolayı bu vakfa ve vakfın yöneticilerine burada teşekkürü borç biliyorum. Bu gezilerimde bana eşlik eden meslektaşım Wolfgang Thoss'a, D.T.G.S.Y.O.* Öğretim üyesi Gönen Güzey'e, D.T.G.S.YO.Tekstil Bölümü asistanlarından Ayla Salman'a, o zaman D.T.G.S.Y.O. Seramik Bölümü öğrencisi olan Ayseli Öztopal'a araştırmamın kitap olarak basılmasını sağlıyan AKBANK yayın kurulu yetkililerine ayrıca teşekkür borçluyum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Melis uludağ(ebru sanatı) Bullem Geleneksel Türk Sanatları Sanatçıları 0 09-04-2012 05:46 PM
Video Sanatı firat7278 Güzel Sanatlar 0 04-09-2011 03:01 PM
Mısır Sanatı firat7278 Ders & Ödev & Tez Istekleriniz 1 04-07-2011 11:46 AM
Uzakdoğu Sanatı firat7278 Ders & Ödev & Tez Istekleriniz 1 04-07-2011 11:44 AM
Retorik (Hitabet Sanatı) kayar Türkçe ve Edebiyat 1 04-06-2011 01:41 PM


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:16 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.